Image Hosted by ImageShack.us
UZUN GECELERDE UYKUMSA VİRGÜLÜM BU KISA CÜMLEDE SON NOKTAM OLSUN ÖLÜMÜM DERBEDER OSMAN...

Links

ARŞİV-KATEGORİ

SON YAZILAR

Image Hosted by ImageShack.us
center>
UMUTLAR BİTİNCE AŞK BİTERMİ?
EVET BİTER
HAYIR BİTMEZ


Sonuçlar

ihktxxvcmo&linktarget=_blank&autostart=false" quality="high" bgcolor="#ffffff" allowfullscreen="true" width="225" height="343" name="player" align="middle" allowScriptAccess="sameDomain" type="application/x-shockwave-flash" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" />

ŞİİR,
DİLİN SUSUP,
YÜREĞE YOL VERDİĞİ ANLARDA,
YÜREK HAPSİNDEN KURTULMUŞ SÖZLERİN,DİZELERDEKİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ADIDIR.

ŞİİR BAZEN,
KENDİNDEN BİLE SAKLADIĞIN BİR SIRDIR.
BAZEN İÇİNDEKİ SUSKUNLUĞUN HAYKIRIŞLARI,
BAZEN DE ZİHNİNDEKİ GÜRÜLTÜNÜN SESSİZLİĞİDİR.

BAZEN BİR DUA, BAZEN AŞK, BAZEN NEFRET, BAZEN DE HASRETTİR ŞİİR.

ŞİİR KİMİ ZAMAN, İÇİNDEKİ HÜZÜN KUTUSUNA SIĞDIRAMADIKLARINDAN SÖZLERE TAŞANLARDIR.

ŞİİR; BAZEN YAŞANMIŞ HAYAT KESİTLERİNDEN ARTA KALANLAR, BAZEN DE SÖZ KIYISINA VARAMADAN
SUYA DÜŞEN MISRALARDIR

Unut Beni Can(sesli dinle)

Kategori: sesli_siirler

bu kaçıncı gece
hasretinle yandığım
kaçıncı gece
yıldızları yıkadığım,göz yaşlarımla
mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla
bosnalı kadınlar duydu feryadımı
sen,sen duymadın mı can....

ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak
benden uzak o iklimlerin
benden uzak o şehrin
kahrolası o kalabalıkların
benim kadar ihtiyacı mı vardı sana
benim kadar hasret çekti mi..
kahrolası o şehrin semaları
benim kadar yandı mı..
ne var dı can....ne vardı
uzak iklimlerde açacak.....

ne vardı
kendimizi bu kadar kahredecek
kara trenler umut olmamalıydı
uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar
dünya bir tek nokta olmalıydı can
bir tek noktada doğmalıydık
dönüp dönüp sana varmalıydı yollar
ben hep hasret türküleri söylememeliydim
sen hep hasret şiirleri okumamalı
hasret diye bir söz olmamalıydı lügatlerde
geceler boyu hergün
göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar.
Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu
boğuyor karanlıklar can
mesafeler kurşun oldu amansız
feryadıma şahit oldu yıldızlar
can.....can......
hasretin ağır bir yük omuzlarımda
ben çekmekten usandım
sen usanmadın mı?

bildim
bitmeyecek bu hasret
uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz
hangimiz gelsek diğerinin yanına
kuruyup,kaybolacağız..
ben kıraç topraklara döndüm can
ben kurumuş dereler gibiyim
ıssız mağaralarda kaldı umudum
belli bu sevda kahredecek bizi
unut be can
unut bu sonu gelmez sevdamızı..
bırak yeni güneşler doğsun semalarında
bulutlar gizlemesin yıldızlarını
yeniden başlasın herşey
yeniden doğ,bensiz şafaklarda.
Unut can
unut senin için yazdığım sevda şiirlerini
de ki;bir rüya idi bitti
de ki;bir hayaldi
solgun aynalarda yansıyan
de ki;bir romandı
sonu koskoca bir hiçle biten
unut beni can
unut vakit varken....

Bırak hasretin bana kalsın
varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm

 

ben yine her gece
saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda
gözlerimde takılı kalsın hayalin
sen unut can
sen unut
kahredersem,milyon kere kahrolayım....

 

 

 

Mehmet Taş

12:25 - 3/12/2007


YAŞAYA BİLME İHTİMALİ(SESLİ DİNLE)

Kategori: sesli_siirler

soğuk ve şehirlerarası

otobüslerde vazgeçtim

çocuk olmaktan

ve beslenme çantamda

otlu peynir kokusuydu babam...

 

Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.

 

İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında

(ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)

özlemeye başladım herkesi...

Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,

adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...

 

Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...

Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...

Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan

kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...

Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...

Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara

ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...

Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...

 

Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.

Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri

Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.

Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim...

(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...)

Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu...

Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri...

Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim...

Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım...

çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...

 

sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde

ama sen yoktun...

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde...

Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu...

Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...

 

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini...

Sonra otobüs oluyordum,

kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü...

Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği...

Otobüs oluyordum bir süre...

Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,

yanağım otobüs camının garantisinde...

Otobüs oluyordum...

Bir ülkeden bir iç ülkeye...

Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...

 

Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin...

Korkuyordum...

Sonra iniyordum otobüsten...

Çarşıdan bizim eve giden,

ömrümün en uzun,

ömrümün en kısa,

ömrümün en çocuk,

ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum...

Çünkü sonunda annem oluyordum

babam kokuyordum sonunda...

 

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan...

Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

 

Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda...

Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında...

Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında...

Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...

 

Ben senin,

beni sevebilme ihtimalini sevdim!

 

  Y.ERDOĞAN

 

10:53 - 01/05/2008